9 Şubat 2020 Pazar

Şahane Züğürtler - Şehir Tiyatroları


Okulların ara tatilinde izlediğimiz opera ve tiyatro eserlerine Şahane Züğürtler ile devam ettik. İlk haftayı hastalık sebebiyle pas geçen Cem de, ikinci hafta Muhsin Ertuğrul Sahne'sinde aramıza katıldı. Jacques Deval‘in yazdığı oyun, Rus Çarı’nın Bolşevik devrimiyle devrilmesinden sonra, onun servetini devrimcilerden korumak için Avrupa’ya getiren, bir general ve eşi kontesi anlatıyor. Çok onurlu olan bu çift, paranın bir kuruşuna dahi dokunmamakta kararlı olduklarından, fakirlikle boğuşuyorlar ve tamamen parasız kaldıkları noktada, geçinebilmek için sonradan görme burjuva bir ailenin yanında hizmetçiliğe başlıyorlar. Pek kibirli bu aile, evlerinde verdikleri bir yemekte Avrupa’lı soyluları ağırladıklarında, hizmetçi olarak çalıştırdıkları kişilerin gerçek kimlikleriyle ilgili bilgi sahibi olmaya başlıyorlar ve (traji)komik durumlar birbirini izliyor. Usta Haldun Dormen’in yönetmenliğinde, çok deneyimli ve değerli tiyatrocularımız (Özellikle Müge Akyamaç müthişti) hakkını vererek sergiliyorlar eseri. Çocuklar tahmin ettiğim kadar gülüp eğlenmediler, oyunun yüzleşme kısmı komik olmakla beraber, 2,5 saate yakın süren eserde çoğu bölümde nostalji/melodram ağır bastı. Ben oyundan çok keyif aldım, çocuklar ise sıkılmadan izlemekle beraber, bayılmadılar.



Yazan : Jacques Deval

Yöneten : Haldun Dormen

Çeviren : Asude Zeybekoğlu

Oyuncular : Müge Akyamaç , Can Başak, Arda Alpkıray, Barış Çağatay Çakıroğlu, Besim Demirkıran, Caner Bilginer, Ceylan Çete, Çağrı Hün, Damla Cangül Yiğit, Engin Akpınar , Onur Şirin, Özgün Akaçça, Süeda Çil

8 Şubat 2020 Cumartesi

Son - Şehir Tiyatroları


Şehir tiyatrolarında, özellikle de Haldun Taner Sahnesi’ne bilet bulmak o kadar güç ki, bu oyuna kalan son 4 bileti gördüğümde hiçbir inceleme yapmadan direk aldım. Ancak biletleri aldıktan sonra oyunla ilgili yorumlara bakabildim. Ağırlıklı olumsuz yorumlar, ve ağır bir distopya olduğuna dair özetler görünce de biraz endişelendim, çocuklara ağır gelebilirdi. Cem, sömester tatilinin ilk haftasını hasta geçirdikten sonra, ateşi düşmüş olmasına rağmen, halsizdi, gelmek istemedi, biz de Dalya’yla gittik. Ona önce distopyanın ne olduğunu anlattım. Oyunun yazarı Özgür Kaymak, favori kitaplarım arasında olan Orwell’in 1984’ü ve Radburry’nin Fahrenheit 451’inin yoğun etkisi altında kalmış diye tahmin ediyorum, zira oyunda her iki kitaptan da bloklar halinde ögeler vardı. Toplumu yöneten ve gözetleyen bir yönetim, her türlü basılı bilgiyi yok etmek ve yasaklamak suretiyle, tarihi ve gerçekleri kendi arzu ettiği şekilde yeniden yazmayı amaçlıyor. Buna karşı mücadele veren, “farkında” olan asiler ise yer altındaki imha depolarında bulabildikleri her türlü bilgiyi, imha edilmeden önce kayıt altına almak için mücadele veriyorlar. Kitapların ötesinde film ve dizilerle de işlenmiş bir konu olduğu için, iyi oyunculuklar ve başarılı bir sahnelemeye rağmen oyun beni pek etkilemedi, ama distopya Dünya’sına ilk adımını atan Dalya beni çok şaşırtarak oyunu çok beğendiğini söyledi. Bir kaç yıl daha geçsin, 1984 ve Fahrenheit 451’i baş ucunda buluverecek.



Yazan : Özgür Kaymak
Yöneten : Özgür Kaymak
Dramaturg : Sinem Özlek
Müzik : Akın Sevgör
Sahne Tasarımı : Rıfkı Demirelli
Kostüm Tasarımı : Duygu Türkekul
Işık Tasarımı : Mustafa Türkoğlu
Efekt Tasarım : Harun Özdamar
Video Tasarım : Emre Turgaylı
Oyuncular  : Ahhan Şener, Aslı Menaz, Aslı Şahin, Ayşem Yağmur Ulusoy, Can Alibeyoğlu, Emre Çağrı Akbaba, Ercan Demirhan, Neslihan Ayşe Öztürk, Onur Demircan, Özgür Atkın, Tarık Köksal, Volkan Öztürk, Zeki Yıldırım

7 Şubat 2020 Cuma

Faust - İdobale



Süreyya Operası’nda Recep Ayyılmaz’ın müthiş rejileriyle pek çok opera eserinin modern sahnelenmesini izleme imkanım oldu, bazılarını da bu günceye not düştüğümü hatırlıyorum. Yine müthiş bir yorumu gözlerimize, kulaklarımıza çekme fırsatımız oldu. Programda Faust’u gördüğümde hemen klavyeye sarıldım, zira opera hastası Cem’in çok sevdiği bir eser. Karne gününün ertesi günü müthiş bir karne hediyesi olacaktı. Ama karne gününe bir gün kala yüksek ateşi çıktı. Yıllardır hastalanmayan oğlumu muhtemelen bir virüs ele geçirmişti. Cumartesi kendini iyi hissetmediği halde, benim zorumla operaya geldi. 3,5 saat sürecek eserin ilk perdesini öksürük krizleriyle geçirdikten sonra, Nina’yla eve döndüler. Hem onu zorladığım hem de ilk perdeye bayılan Nina’yı da onunla birlikte eve gönderdiğim için kendime çok kızdım. Tesellim, ilk perdeyi çok beğenmiş olan rock’çı Dalya’nın 3,5 saatin tamamını izlemek istemesiydi. Baba kız büyük keyifle eserin sonunu getirdik. Dekor, ışık, sahneleme, orkestra, solistler, hepsi çok iyiydi. Bir ayağı çukurda Faust’un gençliğini geri almak için şeytanla yaptığı anlaşmayı Charles Gounod’un muhteşem müzikleriyle, izledik, dinledik.



Orkestra Şefi : Zdravko Lazarov
Sahneye Koyan : Recep Ayyılmaz

Dekor : Efter Tunç
Kostüm : Şerife Gizem Betil
Işık : Yakup Çartık
Koreografi : Beyhan A. Murphy
Koro Şefi : Aydın Karlıbel

Le Docteur Faust : Erdem Erdoğan
Méphistophélès : Zafer Erdaş
Valentin : Alper Göçeri
Wagner: Utku Bayburt
Marguerite : Gülbin K. Günay
Siebel: Emıne Özge Kalelioğlu
Marthe : Neslişah Pekin

4 Şubat 2020 Salı

12. Gece - Şehir Tiyatroları


Çocukları sahne üstünde Shakespeare eseri ile tanıştırmak üzere Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yolunu tuttuk. Yolda eserin karmaşık hikayesinden bahsetmek istediğimde, Cem konuyu bildiğini söyledi. 2-3 sene önce ingilizce dersinde animasyon versiyonunu izlemişler. Konuyu hatırlamasının ötesinde karakterleri de isimleriyle hatırlıyordu. Fırtınada batan bir gemiden kurtulan ikiz kardeşlerden kız olanı, kardeşinin de hayatta olduğundan habersiz yeni bir hayata atılıyor. Çalışabilmek için erkek kılığına girmesi, emrine girdiği (ve aşık olduğu) kişinin aşk mesajlarını taşıdığı kontesin de, erkek kılığındaki kendisine aşık olması üzerine komik durumlar ortaya çıkıyor. Shakespeare'in yüzlerce yıl önce cinsel kimlikleri sorgulaması, tartışılmaz dehasına bir kez daha işaret ediyor. Eserde erkeğe aşık erkeği, kadına aşık kadını, erkek-kadın arasında aşkı, dolayısıyla aşkın kimlik tanımamasını izliyoruz. Bu sezon şehir tiyatrolarının programında izlediğimiz ilk oyundu, açıkçası çok emin değildim, zira Shakespeare kötü sahnelendiğinde bir acıya dönüşebiliyor, çocuklar da hızla alerji geliştirebilirlerdi, ama çok olumlu yönde şaşırdım, yönetmen Serdar Biliş'i tebrik etmek lazım, müthiş bir yapım hazırlanmış. Çok modern bir sahneleme, çok iyi oyuncular (özellikle başroldeki iki kadın Bennu Yıldırımlar ve Senan Kara), çok yaratıcı fikirler, araya müzikler de eklenerek, ışığı, dekoru çok yerinde kullanarak harika bir iş çıkarılmış. 


Tek sıkıntımız, biletleri zar zor en arka sıradan bulabilmiş olmamdı. Muhsin Ertuğrul Sahnesi bir tiyatro salonu için bence fazla büyük ve arka sıralar sahneye çok uzak kalınıyor, bunun ötesinde salonu çok ısıttılar, ısınınca yükselen hava da en arka (dolayısıyla en üst) sırada nefes almayı iyice zorlaştırdı. Bir ara salon çok hareketlendi, herkes telefonlarına sarıldı, ben ön sıralarda birinin bayıldığına kanaat getirmiştim ama meğer oyun esnasında Silivri merkezli 4,7 şiddetinde deprem olmuş, oyuna kendimi fazla kaptırmışım herhalde fark etmedim. Oyuncular da ya fark etmediler, ya da profesyonelce oyuna devam ettiler. Uzun da süren eserin sonunda, tüm karmaşık hikayeye rağmen çocuklar oyunu çok beğenmişti, bu da beni çok mutlu etti. Hayatları boyunca umarım çok keyif alacakları nice Shakespeare yorumları izlerler.

Yazan: William Shakespeare

Çeviren: Zeynep Avcı

Yöneten: Serdar Biliş

Müzik: Çiğdem Erken

Sahne Ve Kostüm Tasarımı: Gamze Kuş

Işık Ve Video Tasarımı: Cem Yılmazer

Hareket Yönetimi: Candaş Baş

Efekt Tasarım: Özgür Yaşar İşler

Ses Çalıştırıcı: Susan Maın

Yönetmen Yardımcıları: Berk Samur, Doğan Şirin, Dolunay Pircioğlu

Oyuncular: Bennu Yıldırımlar,  Senan Kara Tutumluer, Doğan Şirin, Emrah Özertem, Ersin Umulu, Gözde İpek Köse, Haluk Levend Öktem, İsmet Şahin, Kamer Karabektaş, Kubilay Penbeklioğlu, Neşe Ceren Aktay, Nilay Bağ, Özge Özder, Seda Fettahoğlu, Tolga Yeter