19 Aralık 2019 Perşembe

OMM Odunpazarı Modern Müze


Okulların ara tatilinden faydalanıp bir haftasonu çocuklarla Eskişehir'e gittik. Odunpazarı'na geldiğimizde upuzun bir kuyrukla karşılaştık. Halkımızın modern sanata ilgisi gerçekten gözlerimi yaşartmıştı, ama yaklaşık bir yarım saat kadar bekledikten sonra fark ettik ki, girmiş olduğumuz kuyruk Modern Müze'nin hemen yanı başındaki Balmumu Heykel Müzesi'ne aitti. Madem yarım saat bekledik bari kuyruktan çıkmayalım diyerek, kuyrukta tam 1 saat bekledikten sonra Eskişehir'in başarılı belediye başkanı Yılmaz Büyükerşen'in yaptığı balmumu heykellerden oluşan müzeye giriş yapabildik. Şehrin iç turizmine katkısı tartışmasız olan müze bizi fazla etkilemedi, hızlıca Odunpazarı'nda tarihi evlerin arasında yeni açılmış olan Modern müzeye yönlendik. Çocuklar mimariyi "domates kasası" olarak nitelese de çok etkileyici olduğu konusunda mutabık kaldık. İçine girdiğimizde, içinin de hem mimari açıdan, hem de ev sahipliği yaptığı eserler açısından dışı kadar etkileyici olduğunu gördük. Çok etkileyici, çoğu genç sanatçılara ait modern eserlerden oluşan koleksiyon, bienal travmasını henüz tam atlatamamış olan çocukların, çağdaş sanata olan tepkilerini yumuşatmayı başardı. Her katta en çok beğendiğimiz eserleri seçip, fotoğraflarını çektik. Müzenin büyüklüğü de çok ideal, çok yormadan, tadı damağında bırakarak keyifle gezdiriyor kendini.


Eskişehir, İstanbul'un son on yıllarda yapamadığını fazlasıyla yapıyor. İstanbul, boyutuna oranla kamera şakası gibi az konser salonu, müze, kültürel kurumlara sahipken, Eskişehir'in her tarafından müze ve parklar fışkırıyor. On yıllardır AKM diye inliyoruz, Tepebaşı'na yapılacak Frank Gehry imzalı müthiş müze projesi, o çirkin TRT binası yüzünden yapılamadı, Haliç'te yapılacak bir diğer çağdaş sanat müzesi ruhsat verilmediği için gerçekleşemedi. Yapılamayanlar, yaptırılmayanlar saymakla bitmez, gerçekten İstanbul'a çok yazık oldu ve olmaya devam ediyor, Dünya'nın en güzel şehrini kendi ellerimizle mahvediyoruz. Gehry'nin tasarladığı Guggenheim müzesinin sıradan bir sanayi şehri olan Bilbao'yu nasıl dönüştürdüğünü görenler, göz göre göre kaçan fırsatlara akıl sır erdiremeyeceklerdir. Sadece o müze İstanbul'a milyonlarca ek turist ve gelir kazandıracaktı.
Eskişehir'de ise OMM'den çıkınca tarihi evlerin arasında dolaştık, tarihi çarşıyı gezdik, irili ufaklı müzelere girdik, Şelale Park'ta şehri tepeden izledik, adeta yerli Venedik'e dönüşmüş Porsuk nehri boyunca saatlerce yürüyerek, Sazova parkına gittik, Masal şatosuna, korsan gemisine girdik, hayvanat bahçesini (İstanbul'da örneği yok, Darıca'dakinden kat kat güzel) büyük akvaryumunu ziyaret ettik. Tüm bunları da sadece yürüyerek hiç arabaya binmeden yaptık. İstanbul'un Eskişehir'den öğreneceği çok şey var.

Hiç yorum yok: